ADRES: Hobyar mah. aşirefendi cd. bornovalı han kat: 5 no:60-61 sirkeci/istanbul
TEL: 0212 526 94 30
FAKS: 0212 526 94 31
REPO VE TERS REPO İŞLEMLERİNDE DEĞERLEME
67 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin 7. bölümünde yer alan repo ve ters repo işlemlerine bağlı olarak yapılması istenen değerleme uygulamasına ilişkin düzenleme hakkında yürütmenin durdurulmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
İstemin özeti: 06.02.2000 günlü ve 23956 Sayılı Resmi Gazate’de yayımlanan 67 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin “Repo, Ters Repo İşlemlerinde ve Vadeli Mevduat Hesaplarında Değerleme” başlıklı 7. bölümünde repo ve ters repo işlemlerine bağlı olarak yapılması istenen değerleme uygulamasına ilişkin düzenlemenin iptali istemiyle açılan dava sonuçlanıncaya kadar yürütmenin durdurulması isteminden ibarettir.
Karar: 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin 2. fıkrasında, Danıştay veya İdari Mahkemelerin, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilecekleri belirtilmiştir.
67 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin dava konusu edilen bölümü, davacı şirketin hukukunu doğrudan etkileyen yeni hükümler getirmesi nedeniyle idari dava konusu teşkil edebileceğinden, aksi yöndeki savunma yerinde görülmemiştir.
06.02.2000 günlü ve 23956 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 67 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin “Repo, Ters Repo İşlemlerinde ve Vadeli Mevduat Hesaplarında Değerleme” başlıklı 7. bölümünde ülkemizde uygulanış şekliyle geri alım taahhüdü ile menkul kıymet satışı (repo) ve geri satım taahhüdü ile menkul kıymet (ters repo) işlemlerinin esas itibarıyla günün faiz koşullarında bir borç para alış veriş işlemi olduğu, söz konusu menkul kıymetlerin bu işlemlerde bir nev’i teminat unsuru olarak kullanıldığı, zira repo ve ters repo işlemlerinde kullanılan faiz oranının menkul kıymet üzerindeki faiz oranında bağımsız olarak günün piyasa koşullarına göre belirlendiği, repo ve ters repoya menkul kıymetler üzerindeki gelirlerin repo ters repo yoluyla borç para veren tarafa aktarılmadığı, dolayısıyla repo ve ters repo yoluyla borç para alanların bu işlemlerden elde ettikleri vergiye tabi kazançlarını bu işlemlere konu olan menkul kıymetlerin piyasa değerinden bağımsız olarak belirledikleri, bu durumda repo ve ters repoya konu olan menkul kıymeti geri almakla yükümlü olan tarafından Vergi Usul Kanunu’nun 279. maddesi çerçevesinde değerleme işlemine tabi tutulması gerektiği, diğer yandan vadesi değerleme gününden sonra olan repo ve ters repo işlemleri ile ilgili olarak değerleme gününe kadar tahakkuk eden faiz tutarlarının repoya taraf olanlarca ticari kazancın elde dilmesi ile ilgili Gelir Vergisi Kanunu’nun 38 ve 39. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13. maddesi hükümleri çerçevesinde gelir veya gider olarak dikkate alınacağı belirtilmiştir.
2499 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 22. maddesinin k bendinde, menkul kıymetlerin geri alma veya satma taahhüdü ile alım ve satımını, ilgili sözleşmeleri ve bu sözleşmelere ilişkin piyasa işlem kurallarına düzenlemeye ve bu işlemlerle ilgili faaliyet ilke ve esaslarını belirlemeye, Sermaye Piyasası Kurulu’nun yetkili olduğu öngörülmüştür. Bu doğrultuda yayımlanan seri V. No: 7 “Menkul Kıymetlerin Geri Alma veya Satma Taahhüdü ile Alım Satımı Hakkında Tebliğ”in 2. maddesinde reponun, menkul kıymetlerin geri alma taahhüdü ile satımını, ters reponun ise menkul kıymetlerin geri satma taahhüdü ile alımını ifade ettiği şeklinde tanımlanmıştır. Tebliğ’in 8. maddesinde repo işleminde menkul kıymetin mülkiyetinin alıcıya geçtiği ve getirilerinin de çerçeve anlaşmasında aksine hüküm bulunmadıkça bu kuruluşa veya kişiye ait olacağı, vade tarihinde menkul kıymetin mülkiyetinin kararlaştırılan bedelin ödenmesi ile tekrar yetkili kuruluşa geçeceği, ters repo işlemi ile menkul kıymet alımında ise menkul kıymetin mülkiyetinin yetkili kuruluşa geçeceği ve getirilerinin de çerçeve anlaşmasında aksine hüküm bulunmadıkça yetkili kuruluşa ait olacağı vade tarihinde menkul kıymetin mülkiyetinin kararlaştırılan bedelin ödenmesi ile tekrar karşı tarafa geçeceği belirtilmiştir.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Menkul Kıymetler” başlıklı 279. maddesinde hisse sentleri ile fon portföyünün en az yüzde 51’i Türkiye’de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgelerinin alış bedeliyle, bunlar dışında kalan her türlü menkul kıymetin borsa rayiciyle değerlendirileceği, borsa rayici yoksa veya borsa rayicinin muvazaalı bir şeklide oluştuğu anlaşılırsa değerlemeye esas bedelin menkul kıymet alış bedeline vadesinde elde edilecek gelirin (kur farkları dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden kısmının eklenmek suretiyle hesaplanacağı, ancak borsa rayici bulunmayan, getirisi ihraç edenin kar ve zararına bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibarıyla hesaplanması mümkün olmayan menkul kıymetlerin alış bedeliyle değerleneceği hüküm altına alınmıştır.
Konuya ilişkin bu düzenlemeler dikkate alındığında bir iktisadi işletmeye dahil menkul kıymetin değerlemeye tabi tutulmasının söz konusu olduğu görülmektedir. Hukuken mülkiyeti elinde bulunduranın değerleme yapması mümkündür. Sermaye Piyasası Kurulunca çıkartılan Tebliğ’de repo ve ters repo işlemlerinde mülkiyetin kimde olacağına açıklık getirilmiştir. Davalı İdarece bu düzenleme bir yana bırakılırken repoya konu kıymetlerin teminat olduğundan bahisle değerlemenin de repoya konu menkul kıymeti geri almakla yükümlü olan tarafından yapılacağından söz edilmektedir. Vergi Usul Kanunu’nun “değerleme” başlıklı üçüncü kitap, birinci kısım, ikinci bölümünün başlığı “İktisadi İşletmelere Dahil Kıymetleri Değerleme” olup hukuki açıdan iktisadi işletmeye dahil bulunmayan menkul kıymetin değerlemesi yapılamayacağından 67 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Tebliği’nin 7. bölümünde bu anlayışa aykırı olarak getirilen düzenleme nedeniyle yürütmenin durdurulması için Kanun’da öngörülen iki koşulun da gerçekleştiği sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, dava konusu 67 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin 7. bölümünde yer alan repo ve ters repo işlemlerine bağlı olarak yapılması istenen değerleme uygulamasına ilişkin düzenleme hakkında yürütmenin durdurulmasına oybirliğiyle karar verildi.
