OFFSHORE BANKANIN TÜRKİYE’YE YÖNELİK FAALİYETLERİ

 
Mevduatlar muhabir banka aracılığıyla Türkiye’den toplansa da, bankanın kanuni ve iş merkezinin KKTC’de olması ve dolayısıyla faaliyetin bu ülkede yapılıyor olması nedeniyle Türkiye2de yapılan bir bankacılık faaliyetinden söz edilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla faaliyetin Türkiye’de yapılması nedeniyle offshore bankanın dar mümkün değildir. Diğer taraftan muhabir bankanın yaptığı havale işlemleri nedeniyle offshore bankanın daimi temsilcisi sayılması da GVK ve KV uyarınca mümkün değildir. Bu durumda Türkiye’de yapılan bir bankacılık faaliyeti bulunmadığından, yapılan tarhiyatta ve bu tarhiyata karşı açılan davanın kısmen reddine yönelik mahkeme kararında isabet görülmemiştir.
 
İstemin Özeti: Davacı bankanın KKTC’nde mukim (...) Offshore Banking Limited’in daimi temsilcisi olduğu iddiasıyla adına ilgili banka nedeniyle dar mükellef kurumun temsilcisi sıfatıyla 1993 yılı için kurumlar vergisi salınıp, fon payı hesaplanmış, kaçakçılık cezası kesilmiştir. Vergi Mahkemesi kararıyla; davacı bankanın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kurulu olan (...) Offshore Banking Limited adlı bankanın % 82 pay ortağı olduğu, bu bankada ilgili yılda sadece dört personelin çalıştığı, her iki banka arasında muhabirlik hizmeti ve işlemleri ile kredi işlemlerine ilişkin protokol imzaladığı, offshore banka nezdindeki hesaplarda yatırılan mevduatların davacı banka tarafından tahsil edilerek offshore bankaya havale edildiği, kredi işlemlerinin de aynı şekilde davacı banka tarafından gerçekleştirildiği bu işlemler için herhangi bir masraf alınmadığı, (...) bank Genel Müdürlüğü’nce yayınlanan bir genelgede, bankaya gelen mevduatların offshore bankaya kaydırılması için gayret gösterilmesinin istenildiği, yapılan tüm bu işlemler sonucu davacı bankanın offshore bankanın kasası gibi kullanıldığı ve bu işlemlerin muhabirlik hizmetlerinin çok ötesinde olduğu, offshore bankanın Türkiye’de herhangi bir şubesi olamamasına karşın, Bankalar Kanunu hükümlerine aykırı olarak (...) bank şubeleri aracılığıyla Türkiye’de bankacılık faaliyeti yaptığı, tüm bu açıklamalardan, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de olmayan (...) bank Offshore Banking limited adına Türkiye’deki kişilerden mevduat toplayan, bu bankanın talimatları doğrultusunda toplanan mevduatların bir kısmının kredi olarak verilmesinde, bir kısmına ise menkul kıymet alım satım işinde aracı olan, ayrıca Türkiye’de kazancın elde edilmesinden dolayı olarak etki yapan muamele ve faaliyetleri nedeniyle (...) bank2ın offshore banka adına kazanç sağlayan kurum olduğu, offshore bankanın da (...) bank vasıtasıyla yapmış olduğu bankacılık faaliyetinden dolayı Türkiye’de ticari kazanç elde ettiği sonucuna varıldığı, dolayısıyla dar mükellef olarak Türkiye’de faaliyet gösteren offshore bankanın Türkiye’de lede ettiği gelirin vergilendirilmesi için Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 27/3. maddesi uyarınca, bu kazancı dar mükellef kuruma sağlayan davacı banka adına yapılan tarhiyatın yerinde olduğu, ancak banka ve sigorta muameleleri vergisinin indirilmesi gerektiği, olayın niteliği gereği kaçakçılık cezası kesilemeyeceği ve ikmalen ve re’sen yapılan tarhiyatlarda ayrıca fon payı hesaplanamayacağı  gerekçesiyle matrahın kusur cezalı olarak azaltılmasına, cezalı fon payının kaldırılmasına karar verilmiştir. Davacı kurum, söz konusu mevduat toplama faaliyetinin Türkiye2de yapılmadığını, Vergi Dairesi Müdürlüğü, tarhiyatın aynen onanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir.
 
Karar: Uyuşmazlık, davacı bankanın sermayesine % 82 payla iştirak ederek 1993 yılında KKTC’nde mukim olarak kurduğu (...) Offshore Banking Limited adlı bankanın Türkiye’ye yönelik olarak yaptığı faaliyetleri nedeniyle bu faaliyetin Türkiye’de yapılıp yapılmadığı ve faaliyet Türkiye’de yapılmış ise davacı (...) bankın dar mükellef kurumun temsilcisi sıfatıyla vergiye muhatap olup olmayacağına ilişkindir.
 
(...) bank İdare meclisi 10.03.1993 günlü toplantısında KKTC’nde Offshore bankacılığı yapmak üzere 500.000 $ sermaye ile bir banka kurulmasını ve bu bankaya % 82 payla iştirak edilmesini kararlaştırmıştır. 27.10.1993 günlü iki banka arasında “Muhabirlik Hizmet İşlemleri ve Kredi İşlemlerine İlişkin” bir protokol imzalanmıştır. Bilahare davacı kurum, Türkiye’de offshore bankaya yatırılan mevduatların havalelerini kabul etmeye ve bu bankanın senetlerini tahsil ederek muhabirlik yapmaya başlamıştır. Yapılan protokol gereği davacı kurum ile offshore banka arasındaki ilişiki bir muhabir banka ilişkisidir.
 
(...) Offshore Banking Limited mevduat toplama ve kredi verme işlemlerini (...) bank aracılığıyla Türkiye’de yönelik olarak yapması nedeniyle, söz konusu bankacılık faaliyetinin Türkiye’de yapıldığı ileri sürülerek dar mükellef olarak tarhiyat yapılmıştır.
 
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 9. maddesinde “birinci maddede yazılı tüzel kişilerden kanuni veya iş merkezleri Türkiye’de bulunanlar gerek Türkiye’de gerekse yabancı memleketlerde elde ettikleri kurum kazançları üzerinden vergilendirilirler.” denilmiş olup, 10. madde de ise Kanuni merkezden maksat, vergiye tabi kurumların esas nizamname veya mukavelenamelerinde veya teşkilat kanunlarında gösterilen merkez olarak tanımlanmış, iş merkezlerinden maksat ise, iş bakımından muamelelerin bilfiil toplandığı ve idare edildiği merkez olarak belirtilmiştir. Aynı kanun’un 11. maddesinde ise, “Birinci maddede yazılı kurumlardan kanuni ve iş merkezlerinden her ikisi de Türkiye’de bulunmayanlar, yalnız Türkiye’de elde ettikleri kurum kazançları üzerinden vergilendirilirler.” denilmektedir.
 
Offshore bankanın kanuni ve iş merkezinin KKTC’nde bulunduğu ihtilafsızdır. İhtilaf konusu olan, yapılan faaliyetin Türkiye’de yapılıp yapılmadığıdır. Bilindiği gibi bankacılık faaliyeti bir hizmet faaliyetidir. Olayda, mevduatlar muhabir banka aracılığıyla Türkiye’den toplanmakta ise de bankanın kanuni ve iş merkezinin KKTC’nde olması ve dolayısıyla faaliyetin bu ülkede yapılıyor olması nedeniyle Türkiye’de yapılan bir bankacılık faaliyetinden söz edilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, faaliyetin Türkiye’de yapılması nedeniyle, dar mükellef olarak (...) Offshore Banking Limited’in vergilendirilmesi mümkün değildir. Diğer taraftan, (...) bankasının yaptığı havale işlemleri nedeniyle offshore bankanın daimi temsilcisi sayılması da Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca mümkün değildir. Kaldı ki, mevzuatımıza göre bu bankalardan elde edilen faiz geliri yabancı ülke bankalarından elde edilmiş olarak kabul edilmektedir.
 
Bu durumda, Türkiye’de yapılan bir bankacılık faaliyeti bulunmadığından, yapılan tarhiyatta ve bu tarhiyata karşı açılan davanın kısmen reddine yönelik mahkeme kararında isabet görülmemiştir.
 
Vergi Dairesi Başkanlığı temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
 
Açıklanan nedenlerle davacı kurum temyiz isteminin kabulüyle Vergi Mahkemesi kararının bozulmasına, Vergi Dairesi Başkanlığı temyiz isteminin reddine, oyçokluğuyla karar verildi.