ADRES: Hobyar mah. aşirefendi cd. bornovalı han kat: 5 no:60-61 sirkeci/istanbul
TEL: 0212 526 94 30
FAKS: 0212 526 94 31
ÖZETİ: 1-Ticari faaliyetin 31.12.1993 tarihinde terk eden davacının 1993 yılı gelir vergisi matrahı üzerinden ekonomik denge vergisini beyan edip ödemesi gerektiği,
2-1993 yılında faaliyetini terk etmesi nedeniyle vergiye tabi olmayacağını düşündüğünden vergi kaçırma kastı bulunmadığı, uygulanması gereken cezanın kaçakçılık değil kusur cezası olduğu hk.
Temyiz Eden : .................. Vergi Dairesi Müdürlüğü
Karşı Taraf : .................
İstemin Özeti : Oto yedek parça ticareti yapan ancak, faaliyetine 31.12.1993 tarihinde son veren davacı adına, ekonomik denge vergisi beyannamesi vermesi nedeniyle 1993 yılına ilişkin gelir vergisi beyanı esas alınmak suretiyle resen kaçakçılık cezalı ekonomik denge vergisi salınmıştır.
Tarhiyata karşı açılan davayı inceleyen Ankara 3.Vergi Mahkemesi, 31.12.1993 tarihinde faaliyetine son veren davacının, 3986 sayılı Yasanın yayımlandığı 07.05.1994 tarihinde mükellef olmadığı gerekçesiyle cezalı tarhiyatı kaldırmıştır.
Vergi dairesi müdürlüğünün temyiz başvurusunu inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesi, 03.10.1996 günü, E:1996/4444, K:1996/3504 sayılı kararıyla: 3986 sayılı Yasa ile getirilen ve bir defaya mahsus olmak üzere alınması öngörülen ekonomik denge vergisinin, 1994 yılında verilen 1993 yılına ilişkin gelir vergisi, kurumlar vergisi ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94-a/8, 15’inci maddelerine göre doğan gelir vergisi, kurumlar vergisi ve gelir (stopaj) vergisi matrahlarının %10’u ve %5’inden ibaret olduğunun öngörüldüğü, gerçek ve tüzel kişilerin elde ettikleri ve verginin tahakkukuna esas tutulan kazanç üzerinden alınmış olmasında Anayasa’nın 73’üncü maddesinde aykırılık bulunmadığı, 3986 sayılı Yasanın 10’uncu maddesine dayanılarak 1 nolu Ekonomik Denge Vergisi Genel Tebliğinde, 1994 yılında yıllık beyanname veren mükelleflerden faaliyetlerini terk etmiş olanların da ekonomik denge vergisi ödeyecekleri belirtildiğinden yükümlünün 1993 yılı gelir vergisi beyanı esas alınarak resen salınan ekonomik denge vergisinde Yasaya aykırılık bulunmadığı, matrahın bulunuş biçimi ve davacının işini terk etmesi de göz önünde bulundurulduğunda mükellefin kasten vergi ziyaına sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceğinden kaçakçılık cezasının kusura çevrilmesi gerektiği mahkeme kararını bozmuştur.
Bozma kararına uymayan Ankara 3.Vergi Mahkemesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca ilk kararında direnmiştir.
Direnme kararı vergi dairesi müdürlüğü tarafından temyiz edilmiş, 07.05.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3968 sayılı ekonomik denge vergisinin 1993 yılı gelir vergisi beyanı esas alınarak %10 oranında uygulanmasının öngörüldüğü, yükümlü ise işini 31.12.1993 tarihinde terk ettiğinden ve 1993 yılı gelir vergisi beyannamesini 1994 Mart ayı içinde vermesi gerektiğinden takdir komisyonu kararına dayalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.
Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi Süreyya ÇAKIN’ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar vergi mahkemesi kararının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Cavit ZEYBEK’in Düşüncesi: Danıştay Üçüncü Dairesinin 03.10.1996 günlü ve E:1996/4444, K:1996/3504 sayılı bozma kararında yer alan savcılık düşüncesinde yazılı nedenlerle, temyiz isteminin reddi ile ilk kararında ısrar eden vergi mahkemesi kararının onanması gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Faaliyetine 31.12.1993 tarihinde son veren davacı adına ekonomik denge vergisi beyannamesini vermemesi nedeniyle resen salınan kaçakçılık cezalı ekonomik denge vergisinin kaldırılması yolundaki vergi mahkemesi ısrar kararı temyiz edilmiştir.
07.05.1994 gün ve 21927 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3986 sayılı Yasanın ikinci maddesi ile bir defaya mahsus olmak üzere alınması öngörülen ekonomik denge vergisinin 1994 yılında verilen 1993 yılına ilişkin gelir vergisi, kurumlar vergisi ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94’üncü maddesinin (A) fıkrasının 8 ve 15 numaralı bentlerine göre 1994 yılında verilmesi gereken beyannamelerde yer alan gelir vergisi, kurumlar vergisi ve gelir (stopaj) vergisi matrahlarının %10’u ve %5’inden ibaret olduğu kurala bağlanmıştır.
Bu düzenleme karşısında; 1994 yılında yıllık gelir vergisi beyannamesi, kurumlar vergisi beyannamesi ile muhtasar beyanname vermesi gereken tüm yükümlülerin bu beyannamelerde gösterilen matrahlar üzerinden 1986 sayılı Yasanın 2’inci maddesi uyarınca ekonomik denge vergisi ödemeleri gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Ticari faaliyetini 31.12.1993 tarihinde terk eden davacının da, 1993 takvim yılına ilişkin kazancını gösteren beyannamesini 1994 yılının Mart ayında vermesi gerektiği yukarıda değinilen kuraldan dolayı ekonomik denge vergisi mükellefi olacağı açıktır. Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan (1) sayılı Ekonomik Denge Vergisi Genel Tebliğinin 4’üncü bölümünde yapılan açıklamalar da bu yöndedir.
Tarhiyatın vergi aslına ilişkin kısmında Yasaya aykırılık bulunmamakla birlikte, ekonomik denge vergisi beyannamesini vermeyerek vergi kaybına yol açan davacının bu eyleminin, 1993 yılında faaliyetini terk etmesi nedeniyle vergiye tabi olmayacağı düşüncesine dayandığı ve vergi kaçırma iradesi taşımadığı sonucuna ulaşıldığından, ziyaa uğratılan vergiye bağlı olarak kusur cezası kesilmesi gerekirken kaçakçılık cezası kesilmesi hukuka uygun düşmemiştir.
Bu nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile Ankara 3.Vergi Mahkemesi’nin, 03.12.1996 günlü ve E:1996/1253, K:1996/1209 sayılı kararının bozulmasına, yeniden verilecek karada karşılanacağından yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 20.11.1998 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebepler, bozulması istenen mahkeme kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında yerinde ve ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte değildir.
Bu nedenle, temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.
